Ana Sayfa / Manşet / Saadet Partili Oğuzhan Asiltürk’ten Temel Karamollaoğlu’na karşı hamle

Saadet Partili Oğuzhan Asiltürk’ten Temel Karamollaoğlu’na karşı hamle

Ocak ayında AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün Cumhur İttifakı’na katılmak için parti içi kongre sürecini çalışmalarına başladığı ifade  ediliyor.

T24’e konuşan Saadet Partisi Genel Merkezi kaynakları, Asiltürk’ün kamuoyuyla paylaştığı girişimden, Genel Başkan Temel Karamollaoğlu’nun haberdar olmadığını, açıklamayı duyunca ‘şoke olduklarını’ söylediler.

Necmettin Erbakan’ın yol arkadaşı, eski İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, oy kaybı nedeniyle MHP ile kurduğu Cumhur İttifakı’na desteğin yüzde 50’nin altına düşmesine çözüm arayan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine ocak ayında yaptığı sürpriz ziyaretten yaklaşık beş ay sonra, Saadet Partisi yönetimine karşı harekât başlattı.

Asiltürk’ün, Erbakan’ın vefatından sonraki genel başkanların aksine ’emanetçi’ bir üslup sergilemeyen ve Saadet Partisini AK Parti-MHP ittifakına karşı Millet İttifakı’nın yanında konumlandıran Prof. Dr. Temel Karamollaoğlu’un yaklaşımlarından rahatsız olduğu, partiyi Cumhur İttifakı’nın yanında konumlandırmak istediği biliniyordu.

Asiltürk bu görüşlerini ilk kez Twitter’daki kişisel hesabından attığı 53 mesajla kamuoyuyla paylaştı:

“Hedefimiz huzur içinde yaşayacağımız bir dünya oluşturmaktır. Ulaşmak istediğimiz hedefin önem ve değerinden dolayı, hoşgörülü, toparlayıcı ve yol gösterici olmamız gerekiyor.

“Mü’minlerin kardeş olduklarına inandığımız için, kardeşler arasında iyi ilişkiler olmasını arzu ediyoruz. Siyâsi çekişmelerin oluşturduğu olumsuz ortamdan etkilenmeden, kardeşliğin oluşmasına ve gelişmesine çalışırız.

“İnsanlara karşı hoşgörülü olmak, peygamberlerin ahlâkındandır. Peygamberimiz (a.s.) da insanlara şefkat ve merhametle davranmamızı emretmiştir. Müminler bu güzel ahlâka uyarlar.

“Yeryüzünde birçok ülkede yaşayan Mü’minlerden farkımız, Allah’ın emir ve yasaklarına tam teslim olarak yaşamayı arzu etmemizdir.

“Bu şuur seviyesine ulaşabilmek için, önce nefsimizle cihad etmemiz gerekir. Ancak bunu yaptıktan sonra insanlara örnek olabilir, onlara doğru yolu gösterebiliriz.

Bize bunu nasıl yapacağımızı Allah (c.c) Kur’anı Kerîmde bildirmiş ve Resûlullah da (a.s) örnek uygulamalarıyla, hayatında bizzat yaşayarak göstermiştir.

“Millî Görüşçüler, kendi arzu ve istediklerine uyarak değil, ahlâki ve mânevî değerlere uygun olarak hareket ederler. Eğer inandığımız gibi yaşamazsak, yaşadığımız gibi inanmaya başlarız. Hz. Ömer (r.a.) bu gerçeği çok güzel ifâde etmiş.

“Mekkenin fethinden önceki dönemde o dönemin müşrik idarecileri, Peygamberimiz (a.s.)’a inanan isanlara zulümlerini artırınca, zulüm görenler, zâlimleri Allah’ın cezalandırması için Peygamberimiz den yardım istediler.

Peygamberimiz  (a.s.) zâlimler aleyhine bedduâ etmeye başlayınca, Allah (c.c.), Âli İmran suresinin 128. âyetini indirdi. Âyette şöyle buyruluyor: Bu işte, (zâlimlerle ilgili olarak) senin yapacağın bir şey yoktur. (eğer tevbe ederlerse) Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder, ya da zâlim olduklarından dolayı onlara azap eder.

Bu âyetin ışığı altında Millî Görüşçülerin görevi, hatası olanları kötülemek değil, onları uygun bir dille hak ve adâlete çağırmaktır.

Peygamberimiz (a.s.), insanlara şefkat ve merhametle davranmamızı emrediyor. Erbakan hocamız bunu çok iyi bildiği için konuşmalarında kırıcı olmamaya özen gösterir, dinleyenlerin akıl, mantık ve vicdanlarına hitap ederdi.

Erbakan hocamızdan sonra, Saadet Partisinde görev yapan kardeşlerimiz, sâdece iktidarı tenkit  etmekle yetindiler.

Böyle olunca, ahlâki ve mânevî değerleri savunduğu için, Saadet Partisini destekleyenlerin desteği azaldı.

Bu destek azaldığından dolayı, bir önceki seçimde Millet Vekili çıkaracak kadar oy aldığımız illerde, seçim işbirliği dolayısıyla baraj uygulanmadığı halde, aynı oyu alamadığımız için Millet Vekili çıkaramadık.

Bir Siyasi Partinin başarılı olması için, inandığı gerçeklere  hizmet etmesi gerekir. Bundan dolayı bizim öncelikli hedefimiz, toplumu ahlâki ve mânevi değerlere yönlendirmeye çalışması olmalıdır.

Elbette toplumun maddî ihtiyaçlarını da dikkate alacağız. Ancak bunu yaparken Partiyi sâdece toplumun karnını doyurmaya çalışan bir parti gibi göstermekten de kaçınacağız.

Millî Görüşün partisini, diğer partilerden ayıran en önemli yönü, ahlâki ve mânevi değerlere bağlılığını ön planda tutmasıdır.

Buna dikkat etmezsek Erbakan hocamızın ifâdesiyle önce diğer partilerden biri gibi olur, sonra da yok oluruz. Şunu unutmamalıyız: Bize oy verecek olanlar, maddî imkânlar elde etmek için yanımıza gelenler değil, inancımıza saygılı olanlardır.

İnşaAllah, önümüzdeki kongrede alacağımız kararlarla, Saadet Partimiz, kuruluşundaki değerleri savunur hâle  gelir.

Erbakan hocamız, insanların kalbine, akıl ve mantığına hitap etmeye, ömrü boyunca devam etti. Yöneticilerin yaptığı bir hatâ ve yanlıştan dönmelerini isterken “Bunlar bizim kardeşlerimizdir” diye söze başlardı.

Biz onların da iyiliğini istiyoruz. Ancak şu şu konularda hatâ ediyorlar. Şöyle şöyle yaparlarsa, daha doğru olur. Kendileri de kazanır. Millet de kazanır.” derdi.

Böyle konuştuğu için, hitap ettiği insanlar, tepki göstermezler, tam tersine saygı duyarlardı.  Kamuoyunun desteğini kazanmak, Erbakan hocamız gibi davranmakla mümkün olur.

Etrafımızdaki insanlarda, bir hatâ ve kusur görürsek, o hatâ ve kusuru düzeltmeyi görev biliriz. Ancak, bu görevi yerine getirirken söze tenkitle başlar, suçlayıcı bir dil kullanırsak, konuşmamız dinleyenler üzerinde olumlu bir etki yapmadığı gibi, tam tersine bizden uzaklaşmalarına da sebep olur. Yapılan son kamuoyu yoklamalarında, desteğimizin çok düşük çıkmasının sebebi konuşmalarda kullandığımız üslûbumuzdur.

Millî Görüşçülerin en önemli görevi insanları, iyi, güzel, doğru ve faydalıya, tek kelime ile ifâde edersek, hakka dâvettir. Bu görev, başta Saadet Partisi olmak üzere, bütün Millî Görüşçü kuruluşlarımızın en önemli görevidir.

Toplumun olumsuz hallerine bakarak, sakın bu bozukluklar düzelmez diye ümitsizliğe kapılmayın.

Her gecenin bir sabahı olduğu gibi, her yanlışı düzeltmenin de bir yolu vardır. Bu yol Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak ve O’na tam teslim olarak yürünecek yoldur.

Allah’ın rızasını gözetir, O’nun emir ve yasaklarına  uyarsak, mutlu bir hayat yaşarız ve huzur buluruz. Allah’ın vâdettiği nîmetlere de kavuşuruz. Zira âyette “Allah’ın rızâsı en büyüktür” buyruluyor.

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında haber news24

Tekrar kontrol edin

Büyükşehir’den kente kültür ve sanat yayıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi, 2021 yılında da kültürel ve sanatsal etkinliklerini ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir